WHATSAPP ÇÖZÜM HATTI 0552 505 77 77
İletişim Merkezi 444 8 777
Yalova Belediyesi

Tarih

Marmara Denizi’nin güneydoğusunda, İstanbul, Kocaeli ve Bursa gibi önemli merkezlere komşu konumda yer alan Yalova; tarih boyunca stratejik konumu, doğal zenginlikleri ve şifalı kaynaklarıyla öne çıkan önemli bir yerleşim alanı olmuştur. Küçük yüzölçümüne rağmen çok katmanlı bir geçmişe sahip olan Yalova, Anadolu’nun tarihsel birikimini bünyesinde barındıran nadir kentlerden biridir.

Yalova ve çevresindeki yerleşim izleri, arkeolojik bulgulara göre MÖ 3000’li yıllara kadar uzanmaktadır. Bölge, antik çağlarda Bithynia uygarlığının sınırları içerisinde yer almış; ardından Roma ve Bizans egemenliği altına girmiştir. Özellikle bugünkü Termal ilçesi sınırlarında bulunan ve antik dönemde “Pythia Therma” olarak adlandırılan kaplıcalar, Roma İmparatorluğu döneminde sağlık ve dinlenme merkezi olarak kullanılmıştır. Bu şifalı sular, Yalova’nın yüzyıllardır süregelen sağlık turizmi kimliğinin temelini oluşturmuştur.

Bizans döneminde Yalova, İstanbul’a yakınlığı nedeniyle hem savunma hattı hem de ulaşım ve ikmal güzergâhı olarak önem kazanmıştır. Bölge, Marmara kıyı hattının güvenliğini sağlayan yerleşimlerden biri olarak değerlendirilmiştir. 11. yüzyıldan itibaren Anadolu’da Türk varlığının güçlenmesiyle birlikte Yalova ve çevresi de Türk akınlarına sahne olmuş, bu süreç 14. yüzyılın başlarında Osmanlı hâkimiyetiyle sonuçlanmıştır.

Yalova, 1302 yılında Osman Gazi döneminde Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı Devleti döneminde uzun yıllar boyunca sakin bir kıyı yerleşimi olan Yalova; tarım, hayvancılık, bağcılık ve zeytincilik faaliyetleriyle İstanbul’un gıda ihtiyacını karşılayan önemli merkezlerden biri olmuştur. Kaplıcaları sayesinde Osmanlı saray çevresinin de ilgisini çeken Yalova, özellikle 19. yüzyılda yeniden önem kazanmıştır.

  1. Dünya Savaşı ve ardından yaşanan işgal yılları, Yalova tarihinde derin izler bırakmıştır. 1919–1921 yılları arasında Yunan işgali sırasında kent ve çevresindeki birçok yerleşim büyük yıkıma uğramış, sivil halk ağır bedeller ödemiştir. Bu dönem, Yalova’nın tarihindeki en acı sayfalardan biri olarak hafızalarda yerini almıştır.

Yalova’nın yeniden ayağa kalkışı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile birlikte olmuştur. Atatürk, Yalova’ya büyük önem vermiş ve kenti sık sık ziyaret etmiştir. “Yalova benim kentimdir” sözü, bu özel bağın en güçlü ifadesidir. Atatürk’ün Yalova’da yaptırdığı Yürüyen Köşk, doğaya saygı ve çağdaş düşüncenin simgesi olarak Türkiye Cumhuriyeti tarihine geçmiştir. Ayrıca Termal Kaplıcaları’nın modernleştirilmesi, Atatürk’ün Yalova’yı bir sağlık ve dinlenme merkezi olarak değerlendirdiğinin önemli bir göstergesidir.

Cumhuriyet döneminde hızla gelişen Yalova, 1995 yılında il statüsü kazanarak idari anlamda yeni bir döneme girmiştir. Günümüzde Yalova; sanayi, tarım, turizm ve eğitim alanlarında gelişimini sürdüren, tarihî mirasını ve doğal değerlerini koruyarak geleceğe taşıyan bir kent kimliği taşımaktadır.

Yalova’nın tarihi; antik çağlardan Osmanlı’ya, Kurtuluş Savaşı’ndan Cumhuriyet’e uzanan çok katmanlı bir süreci yansıtmaktadır. Bu birikim, Yalova’yı yalnızca bir sahil kenti değil; aynı zamanda tarihiyle, doğasıyla ve kültürel mirasıyla öne çıkan özel bir şehir haline getirmektedir.